“Galatasaray’dan bir kişiyi ayrı tutuyorum” deyip isim verdi: “İlaç gibi geldi” | Yazarlar ne dedi?
Trendyol Süper Lig’de Galatasaray, derbide Fenerbahçe’yi Victor Osimhen’in golleriyle 2-1 yendi. Maçın ardından spor yazarları iki takımın performansını ve 90 dakikayı yorumladı.
Hayatımda hiç pres yapmayan bir büyük takım görmemiştim! | Dünkü derbinin Fenerbahçe açısından bence iki kritik kırılma noktası var. Birincisi, salı gecesi Slavia karşısında 62’de Kerem’in sahada kalıp Oğuz’un çıktığı an. O dakikadan sonra Fenerbahçe’nin önde top tutmakta zorlanması, oyuna rakibini ortak etmesi ve nihayetinde de gelen hayal kırıklığı. Futbolda momentum diye bir gerçeklik var. Galatasaray Lille’i geriden gelip yenerek, momentum kazanarak çıkıyor derbiye. Fenerbahçe ise kendi hocasının yanlış ya da geç değişiklikleri nedeniyle momentum yitirerek.
Fenerbahçe için ikinci kırılma anıysa başkan Yıldırım’ın “Benim aklımda İsmail Kartal hiç yoktu. Siz Aykut Kocaman’ı istemediğiniz için bu tercihe yöneldim” şeklindeki, mevcut teknik adamını değersizleştiren açıklamaları. İsmail Kartal zaten Slavia oyunu nedeniyle baskı hissederken, onu biraz daha itibarsızlaştıran bu açıklamaların da hocanın özgüvenini artırmadığı kesin.
Fenerbahçe’nin dün ilk devredeki kötü görüntüsünde bu ruh halinin etkisi olduğunu düşünüyorum. Ben hayatımda bir derbide 45 dakika boyunca hiç pres yapmayan bir takım daha önce görmemiştim. Dün gördüm. (Uğur Meleke – Hürriyet)
İki ayrı devrenin verdiği mesajlar! | Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki rekabet hiçbir zaman yalnızca sahadaki 22 oyuncunun mücadelesinden ibaret olmamıştır. Yılların biriktirdiği galibiyetler, yenilgiler, şampiyonluklar, kaçan şampiyonluklar, tribünlerin hafızası ve milyonlarca insanın beklentisi de o sahaya çıkar. Hiçbir sonuç yalnızca üç puan olarak kalmaz.
Dün akşam ilk yarıda Galatasaray, derbiyi bu kez çok kolay bir maçmış gibi gösterdi. İkinci yarıda Fenerbahçe, hiç de o kadar kolay olmadığını hatırlattı. İrfan Can’ın jeneriklik röveşatasıyla futbol, rakamların anlatamadığı o küçük boşluktan bir kez daha içeri girdi. İrfan Can’ın golü yalnızca skoru 2-1’e getirmedi, maçın ilk bir saatinde oluşan kesinlik duygusunu da sarstı.
Galatasaray’ın bütün üstünlüğü yerli yerindeydi; daha çok şut çekmiş, daha çok pozisyona girmiş, rakibini daha fazla zorlamıştı. Ama artık bütün bu üstünlüğün değişmesi için tek bir gol yetiyordu. Maçın son dakikaları, maçın büyük bölümünü üstün götüren Galatasaray adına hiç gerekli olmayan bir heyecan, Fenerbahçe adına ise çok gerekli, büyük bir umut taşıdı. (Banu Yelkovan – Hürriyet)
Tarihi ilk yarı az daha çöp olacaktı! | 26’da Davinson’un kendi kale direğine çarpan vuruşu dışında sarı lacivertlileri hücumda ara ki bulasın. Merkez orta sahası şeffaf gününde, 10 numarası İrfan Can olan takımdan bunu beklemek de çok iyimserlikti hani (attığı gole şapka çıkarırım o ayrı). Orta ikilisi rakibin yüksek pas oyununa teslim olan, temel savunma direkleri (Skriniar/Kante) erken karta ulaşan sarı lacivertlilerin kilidini açmak Osimhen/Barış Alper ikilisine düştü. 1-0 sonrası oyunundan taviz vermeyen G.Saray için, evinde muhteşem atmosferinde 2-0’ı bulmak maçın %51’ini koparmak demekti 45 artıda…
Ya da maçı izleyen bizler öyle sanıyorduk! İkinci yarıda G.Saray oyun üstünlüğünü kaybetti. Batrakov (49’), Jakobs (55’), Torerira (72’) ve Leao (87’) ile gol pozisyonları bulsa da, deplasman ekibi için maçın içinde olunan dakika sayısı ilk yarıdan çok fazlaydı. İrfan Can’ın röveşata golü ile F.Bahçe maça manen tutundu. Lemina’nın 90’da kale ağzından çıkardığı top olmasa, G.Saray’ın tarihi ilk yarısı çöp olacaktı. Yine de İsmail hocanın 54’te Greenwood’u oyundan almasını çok anladığımı söylemem. Oyuncu değişiklikleri takıma ritm getirse de sadece oyuna ortak olunabildi, kale önünde pozisyon etkinliği yine sayı olarak G.Saray lehineydi.
İç sahada formuyla ve taraftar desteğiyle kazanan G.Saray’da kuşkusuz Konyaspor maçına kadar her şey dert üstü murad üstü olacaktır. Yalnız iki yarıdaki bu farklı oyuna, büyük değişime mercek tutmak da hocanın görevi. (Mehmet Ayan – Hürriyet)
Galatasaray farklı kazanabilirdi | 45 dakikada Galatasaray güle oynaya 2-0’ı bulurken Ederson en iyisiydi Fenerbahçe’nin. Brown’dan stoper üretme fantezisi pahalıya patladı.
İkinci golde taçtan gelen topta kaleciyi bozanların tamamı Fenerbahçeli’ydi. İkinci yarıda doğal olarak daha çok önde oynamaya çalıştı Fenerbahçe. En azından maç kaybedilecekse cesurca kaybetmek gerekiyordu. Okan Buruk da yorulan Yunus’a sabretme hatasına düşünce İrfan Can’ın sahada kaldığı sürece yaptığı en güzel hareket geldi. O röveşata, umut getirdi. Ancak hızlı hücumlarla gol şanslarını bulan Galatasaray’dı.
Bu skor, maçı gerçekten yansıtmıyor. Belki İsmail Kartal, 99 puandan sonra bu maçı da iyi bir şey diye anlatır. Ederson olmasaydı ikinci yarıda o kıpırdanma için de şans olmayacaktı. Galatasaray da bu maçın sonunu nasıl böyle gergin getirdi onu düşünmeli. (Mert Aydın – Milliyet)
Galatasaray hak etti | Kendi sahasında oynayan takım her zaman avantajlıdır. Galatasaray ilk yarı taraftarını da arkasına alarak oyunun hakimiydi. İki gol attı, çok daha fazlasını kaçırdı. Bir de buna Fenerbahçe kalecisi Ederson’un kalesinde devleştiğini koyarsak, ilk yarı maç bitebilirdi.
İkinci yarı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Fenerbahçe’de kötü gününde olan Greenwood, Levent değişiklikleri hücum anlamında sarı-lacivertlileri pozisyona soktu. Galatasaray da çok top kaybıyla oynayınca son vuruşlarda Osimhen ve Barış Alper başarılı olamayınca, maç gitti geldi.
İrfan Can’ın attığı golden sonra ise ister istemez yorgunlukla beraber Cim Bom’da biraz da panik başladı. Lukaku, Uğurcan ile karşı karşıya kaldı. Lemina çizgi üzerinden rakibin beraberliği elde edeceği golü kurtardı. Bunun yanında Sane olsun, Leao olsun poszisyona girdiler iyi de şut çektiler. Ama gününde olan Ederson ve müdahaleleriyle Skriniar, sarı-kırmızılılar adına farkın artmasına müsade etmediler. (Osman Şenher – Milliyet)
Geç uyandılar, treni kaçırdılar | Osimhen’le ilgili garip bir not: İlk yarıda sadece 1 isabetli pas yaptı, ama biri soluyla, öteki kafadan Ederson’u iki kez avladı.
İsmail Kartal, Archie Brown’ı geçici stoper görevinden esas yerine, sol beke çekerken, maç öncesi güvenemediği genç Oppong’u Skriniar’la eşledi.
F.Bahçe’nin, tadı-tuzu morali fena halde yerlerdeydi. Ama arada isyan edenler de vardı. İşte Oğuz Aydın, onun asistiyle muhteşem bir röveşata golü atan İrfan Can Kahveci. Hem takımı, hem de taraftarı uyandıran adamlardı onlar.
Okan Buruk o golden sonra biraz daha savunmacı bir kimlikle avantajını korumayı düşündü. Fenerbahçe ise Kerem ve Vedat Muriç’in katılımıyla hamlelerini sürdürdü ama toplamda ancak 3 şut atabildiler.
Fenerbahçe geç uyandı, trene yetişemedi. İsmail Kartal adına hüzün yaratan bir maçtı bu. Eve mi dönecekti, yoksa antrenman sahasına mı? Bilmiyorduk. En azından bu yazıya noktayı koyana kadar ben bilmiyordum. (Attila Gökçe – Milliyet)
Yürüyen zihniyet | İlk yarının skoruna baktığınız zaman hiçbir Fenerbahçe taraftarının şaşırdığını ve üzüldüğünü sanmıyorum. Çünkü böyle olacağını herkes biliyordu. 45 dakika boyunca Fenerbahçe adına sahada yürümeyi futbol sanan bir zihniyet vardı. Tabii burada önemli olan kulübe. Takımı maça hazırlayan kulübe. Orası tam bir felaket. Cesareti olmayan bir kulübe. Böyle olunca da takımda vizyon aramak sadece zaman kaybı. Ne enteresandır ki bunu bilmeyen tek bir Fenerbahçe taraftarı yoktu. Sadece Aziz başkan dışında. Takımın başında İsmail hocayla bu derbiye gelmek bir intihardı o da gerçekleşti.
Şöyle diyebiliriz. İlk yarı Galatasaray Fenerbahçe’yi ezdi. Her alanda üstündü. Hele elinde Osimhen gibi bir golcü olduğu için bu üstünlüğü skora da yansıdı. Osimhen birbirinden güzel iki gol attı. Fenerbahçe’nin Sanchez’den sekip direkten dönen topun dışında tek bir pozisyonu yok.
2. yarı daha derli topluydu Fenerbahçe. Daha doğrusu biraz mücadele etti. Ama tabii bu da Galatasaray’ın kontrollü oynamak istemesinden kaynaklandı. Yoksa yine yapacağı bir şey yoktu. Takımın ruhu ve benliği tükenmiş. Ne bekleyebilirsin ki. Hele kulübede öyle bir hoca var ki inanılır gibi değil. Gitti Greenwood’u çıkardı. Tamam bu oyuncu ilk yarı kötüydü. Ama bu oyuncunun ne yapacağı belli değil ki. Bazı oyunculara kötü oynadığı zaman sabır göstereceksin. Bu da onlardan birisi. Ama yok hoca artık olaydan kopmuş. (Halil Özer – Milliyet)
Galatasaray borcunu ödedi | Fenerbahçe’yi derbiye sokan, İrfan Can’ın ekstra güzel golü oldu. Orta sahada Lemina-Torreira ve tüm bağlantılarda Batrakov, gollerin sahibi Osimhen’in ardından sahanın yıldızıydı. Sallai’yi de Yunus’u da Barış’ı da mücadelesinden dolayı alkışlamak lazım. Buruk’un fark bir iken üç oyuncu birden değiştirmesi, Osimhen’i de oyundan alıp dizilişi 4-6-0’a getirmesi riskliydi doğrusu. Galatasaray, Lille deplasmanında bulduğu havayı taraftarı önünde iyi futbolla sürdürdü. Fenerbahçe’de İsmail Kartal’ın aylardır futbol oynamayan Mert Hakan’ı son kazandığı derbide sahada diye takımın en iyisi İrfan’ın yerine oyuna alması totemden başka bir şey değildir. Galatasaray derbiyi kazandı… Son düdükten sonra Kerem ve Mert Hakan ne kadar iyi Fenerbahçeli olduklarını çıkan arbedede ispatlamaya çalıştılar. G.Saray’ın ağır Trabzonspor mağlubiyetinin ardından taraftarına bir derbi galibiyeti borcu olduğunu maçtan önce söylemiştim. Bunu ödediler… (Bülent Timurlenk – Sabah)
İmzasını koydu! | Galatasaray özellikle ilk yarısını muhteşem oynadığı derbide fark getirecek pozisyonları kolayca harcadı. İlk devrede Fenerbahçe’nin isabetli şutu yoktu. Ama Barış Alper, Fenerbahçe kalesinde adeta pozisyon üstüne pozisyon buldu. Dünyanın en önemli santrforlarından biri olduğu söylenen -bana göre de çok doğru- Osimhen ilk yarıda attığı gollerle derbiye imzasını koydu. Barış’ın nefis yaptığı koşu ve kontrol sonrası ara pası ile Osimhen’in attığı şut mükemmeldi. Galatasaray’da her oyuncu birbirlerine yardım ediyor, önde rakibe baskı yapıyor, pozisyon üretiyorlar ama final vuruşlarında isabetli olamıyordu. Batrakov orta sahayı adeta bir maestro gibi yönetti. Torreira orta sahada yine inanılmaz toplar kazandı, Lemina agresifliği ve basit oynama alışkanlığı ile Sanchez-Abdülkerim ikilisine nefes aldırdı. Sanhez’in takipçiliği, dikkati, ters kademeye girişleri akıl doluydu. (Levent Tüzemen – Sabah)
Bu 11’le olmaz! | ün geceki maçı seyretmeyenler skora bakıp çok zorlu bir derbi olduğunu düşünürler… Ancak hiç de öyle değildi. Son 10 dakikaya kadar Galatasaray’ın domine ettiği, sayısız fırsatlar kaçırdığı, kaleci Ederson’un kurtarışlarıyla etken olduğu bir maç oldu. G.Saray takım halinde çok iyi oynadı. Ama bir kişiyi ayrı tutuyorum o da Batrakov… Gerçekten bu oyuncu G.Saray’a ilaç gibi geldi. Her şey yolunda giderken Okan Buruk’un yaptığı garip değişiklikler, son dakikalarda sıkıntılara neden oldu. Bilhassa Batrakov’u neden çıkardığını anlamak mümkün değil. Ama G.Saray sonuçta çok önemli bir üç puanın daha sahibi oldu. Tabii ki bu başarının da mimarı Okan Buruk. Gelelim F.Bahçe cephesine; G.Saray’ın takım halinde çok iyi oynadığını söylememin nedenlerinden bir numarası F.Bahçe’nin çok kötü futboluydu. Zaten sahaya çıkan 11’in bu maçın altından kalkması tesadüfe bağlı olurdu. İrfan Can, Lukaku, Greenwood ve Levent fizik açıdan günümüz futboluna ters kutup teşkil ediyorlar. Bunların hepsini bir arada oynatırsan o zaman sahada mahkum olursun. (Ömer Üründül – Sabah)
Sakin olan kazandı | Planlanalı oynayan, topu planları dahilinde gezdiren, o planlar neticesinde girişimde bulunan Galatasaray’dı. Fenerbahçe için geriye kalan ise rakibin yapacağı büyük hataları gözlemek ve onlardan yararlanmaya çalışmaktı. Nihayetinde buna yakın bir fırsatı 89’da yakaladılar da… Olmadı.
Başta Batrakov olmaz üzere Galatasaray düzenli, sakin ve temkinliydi. Fenerbahçe ise plansız, kaygılı, karmaşık ve telaşlı görünüyordu. Sakin olan kazandı. Artık Fenerbahçe için şampiyonluk kendi dışındaki takımların yapacaklarına bağlı. (Cem Dizdar – Fanatik)
Fener yarışta zor kalır! | Dün gece Fenerbahçe‘yi maçta tutan isim Ederson’du. Brezilyalı kaleci çok kritik kurtarışlarla takımını ayakta tuttu. Bence skoru getiren Galatasaray‘ın orta alandaki kalitesi ve gücüydü. İsmail Kartal’ın ekibi ilk yarıdaki mahkum futbolunun bedelini ödedi. Gecenin yıldızı bana göre iki gol atan Osimhen değil genç Rus yıldız Batrakov’du. Skor aldatmasın Fenerbahçe‘nin yaş ortalaması yüksek kadrosuyla yarışta işi oldukça zor gözüküyor. Özellikle Skriniar’ın artık savunmada çok yetersiz olduğu bir gerçek. Ake’yi fazlasıyla aradı SarıLacivertililer. İyi oynayanın kazandığı bir derbiyi geride bırakırken maç sonu olaylar maalesef hiç yakışmadı. (Tunç Kayacı – Fanatik)
Osimhen ve Sanchez imzası | Osimhen modern çağın en iyi santrforlarından biri. Dünya futbolunda ender bulunan özelliklere sahip, müthiş bir atlet, şiddetli baskı silahı ve harika bir golcü. O sahadayken Galatasaray’ın oyun standardı yükseliyor, yokken büyük sapmalar oluyor. Derbide adeta bir resital sundu, maçın kilidini açan golü attı, peşinden ikincisi geldi. Galatasaray takım olarak dirençliydi, iyiydi ama Osimhen herkesten daha yüksekteydi. Sanchez dün gece en az Osimhen kadar oyuna etki etti. Savunmada yaptığı müdahaleler çok belirleyiciydi ama hücum aksiyonlarında aldığı rol, tıpkı 3 sene önce Manchester United maçındaki kadar keskindi. İlk golde orta sahadan kafayla verdiği hat kıran pas sonrası, Barış üzerinden Osimhen golü geldi.
İkincisinde ise duran top setinin devamında vole ile gönderdiği estetik şut bir asiste dönüştü. Bir stoperin böylesi büyük bir derbiye bu kadar derinden etki etmesi çok etkileyici gerçekten. Galatasaray ilk yarıyı istediği gibi oynadı, topu sahanın her bölgesinde kontrol etti. Fenerbahçe’ye tek bir şut şansı bile tanımadı. İlginçtir Fenerbahçe ilk 45 dakikayı tek bir şut atamadan tamamladı. Bu vasat futbola çözüm arayan İsmail Kartal ikinci yarıda Kerem ile Oppong’u oyuna alıp, Brown’u sol beke çekti. Bu sayede oyuna biraz denge geldi, peşinden de İrfan Can’ın jeneriklik röveşata golünü izledik. Sezonun en güzel gollerinden biriydi. (Serkan Akcan – Fanatik)
